T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI Ankara Şehir Hastanesi

Sağlık Rehberi Güncelleme: 08 Temmuz 2019

Sağlık Rehberi

  • +

    Alerjik Deri Reaksiyonları

    ALERJİK DERI REAKSİYONLARI

    Kırmızı, kaşıntılı, deriden kabarık, pullanan lezyonlar alerjik reaksiyon olabilir. Alerjik deri reaksiyonları çok farklı şekillerde olabilir.

    Ürtiker, Anjiyoödem

    Ürtiker deriden kabarık, kızarık ve kaşıntılı deri lezyonlarıdır. Vücudun herhangi bir yerinde oluşabilir ve farklı boyutlarda olabilir. Anjiyoödem ise vücudun belirli bölgelerinde (özellikle dudak, göz, yüz, eller) deri altı dokusunun şişmesidir. Sıklıkla iki durum birlikte görülür. Toplumun %25’i hayatının bir döneminde ürtiker/anjiyoödem geçirebilir. Büyük çoğunluğu ani başlangıçlı ve kısa sürelidir. Kendi kendine düzelebilir. Bu durumda en sık neden enfeksiyon, ilaç ve gıdalardır. Bazı durumlarda ise uzun süreli ve tekrarlayıcı olabilir. Bu durumun pek çok nedeni (uzun süren enfeksiyonlar, troid bozuklukları, bağışıklık sistemi hastalıkları, stres, derinin ısı ve basınç gibi faktörlere farklı yanıt veresi, vs) olabilir. Ancak pek çok hastada neden tespit edilemez.

    Tedavide her iki durumda da neden tespit edilmiş ise nedenin ortadan kaldırılması önemlidir. Alerji ilaçları temel kullanılan ilaçlar olmakla birlikte, özellikle uzun süren formlarda farklı ilaçların da kullanımı gerekebilir. Özellikle uzun süreli olan ürtiker/anjiyoödem hastalarının alerji doktorları tarafından değerlendirilmesi gerekebilir.

    Temas Egzeması (Kontakt Dermatit)

    Bazı maddelerin cilde teması bir grup hastada kaşıntı, kızarıklık, sulanma, kabuklanma gibi şikayetlere yol açar. Bu durum egzema (dermatit) olarak adlandırılır. Bazı reaksiyonlar alerjiye bağlı iken bazıları irritasyon (tahriş) nedeni ile oluşur. Ancak bu iki tipi bir birinden ayırmak güçtür. İrritasyona Bağlı Temas Dermatiti: Kaşıntılı olmaktan çok ağrılı bir formdur ve temas ettiği cilde zarar veren ve yıkıma yol açan ajanlar ile oluşur. Temas arttıkça oluşan reaksiyonda daha şiddetli olacaktır. Deterjan ve sabunlar, işte maruz kalınan maddeler sık nedenlerdir. Bu nedenle sıklıkla ellerde görülür.

    Alerjik Temas Dermatiti: En iyi örnek ısırgan otu teması ile oluşan reaksiyondur. Nikel, parfüm, boya, kozmetik, plastik (lateks), vs maruziyeti hasas kişilerde reaksiyona yol açan maddeler arasındadır. Temastan 24-48 saat sonra oluşabilir ve bir kez reaksiyon başladığında eğer tedavi edilmez ise 14-28 gün kadar devan edebilir.

    Her iki temas dermatitinin tedavisinde de reaksiyona neden olan ajanla temasın kesilmesi esastır. Yapılacak tedavi lezyonun şiddetine göre doktor tarafından ayarlanır. Nedeni tespit etmeye yönelik olarak, lezyonlar düzelikten sonra, yama testleri yapılabilir. Bu testler şüpheli maddelerin özel hazırlanmış aletler ile sırta yapıştırılması esasına dayanır ve özelleşmiş merkezlerde gerçekleştirilmektedir.

    Alerjik Dermatit (Atopik Dermatit)

    Sıklıkla yüz, boyun, diz ve dirsekleri etkiler. Kırmızı, kaşıntılı, zaman zaman sulantılı lezyonların olduğu, cilt kuruluğunun belirgin olduğu bir hastalıktır. Genellikle bebeklikte başlar ve ailesinde alerjik hastalık görülen kişilerde sıktır. En sık tetikleyiciler sıcaklama, ter, yün, sabun, hayvan maruziyeti gibi irritasyondur. Stres ve özellikle çocuklarda gıda alerjisi ve enfeksiyonlar da önemli nedenler arasındadır.

    Diğer dermatitlerde olduğu üzere tetikleyicilerden kaçınma ana tedavi ilkesidir. Cildin nemli tutulması, tahrişin artmasını önlemek amaçlı kaşınmanın önlenmesi, cildin uygun nemlendiriciler ile nemlendirilmesi önemlidir. Bunun dışında doktor kontrolünde hastalığın şiddetine göre uygulanabilecek tedaviler mevcuttur.
  • +

    Alerjik Hastalıklar Nelerdir?

    Alerjik Hastalıklar Nelerdir?

    Alerjik hastalıklar birbirinden farklı organ sistemlerinde (göz, burun, akciğer, mide barsak sistemi, deri) ortaya çıkabilir. Toplumda en sık karşılaşılan alerjik hastalıklar şunlardır:

    • Alerjik rinit veya ‘saman nezlesi’
    • Alerjik konjonktivit
    • Astım
    • Ürtiker/Anjiyoödem • Dermatit (egzema)
    • Gıda alerjisi • İlaç alerjisi
    • Arı ve böcek alerjisi Bu hastalıkların bazıları ile ilgili bilgi ilerleyen kısımlarda verilecektir.
  • +

    Alerjik Hastalıkların Tanısı ve Tedavisi Nasıl Yapılır ?

    ALERJİK REAKSİYON VE ALLERJEN NEYE DENİR?

    Alerjinizin olduğunu düşünüyorsanız bir alerjik hastalıklar uzmanının değerlendirmesine ihtiyacınız vardır. Alerji doktorları hastayı değerlendirirken hastanın şikayetlerini, şikayetlerin nasıl başladığını, nasıl geçtiğini, neler ile tetiklendiğini ve ailede alerji olup olmadığını araştırmaya yönelik sorular yöneltmektedir. Daha sonra, gerekli durumlarda, alerjiye neden olan maddeyi (allerjeni) tespit edebilmek için ‘alerji deri testleri’ veya ‘kandan alerji taraması’ yapabilirler. Eğer alerjiniz tespit edilir ise tedavide en önemli nokta bu allerjenden uzak durmaktır. Bu nedenle size korunma önlemleri anlatılacak ve hastalığınız için uygun ilaç tedavisi reçetelenecektir. Ancak alerjik hastalıklarda korunma ve ilaç tedavisi kadar önemli bir nokta da düzenli kontrollere gitmek ve problemleri çözmeye yönelik doktor ve hasta arasında iş birliğini sağlamaktır. Çünkü alerji ilaç tedavisi ile tam olarak geçen (ortadan kalkan) bir hastalık değildir ama uygun takip ve tedavi ile şikayetlerin ortaya çıkması tam olarak önlenebilir.
  • +

    Alerjik İlaç Yan Etkileri

    ALERJİK İLAÇ YAN ETKİLERİ

    Bir çok ilaç alerjik yan etkiye neden olabilir. Antibiyotikler, ağrı kesiciler, anestezide kullanılan ilaçlar (kas gevşeticiler vs), ilaçlı film çekiminde kullanılan ilaçlar en sık alerji yapan ilaçlardır.

    İlaçlarla alerjik reaksiyonlar yanız kaşıntı gibi hafif düzeyde olabileceği gibi ‘anaflaksi’ denilen ölümcül reaksiyona kadar gidebilir. Anaflakside şu bulgular olabilir: Vücutta yanma hissi, kızarıklık, kaşıntı, döküntü, boğada şişme ve tıkanıklık hissi, nefes darlığı, tansiyon düşüklüğü, çarpıntı, bulantı, kusma, karında kramp, hatta ölüm gerçekleşebilir.

    Alerjik ilaç reaksiyonundan şüphelenen hastalar derhal bir sağlık kuruluşuna başvurmalı ve gerekli tedavi burada uygulanmalıdır. Acil tedavisi tamamlanan hastaların ilaç alerjisi açısından test edilmek üzere alerji doktoruna başvurması önemlidir.
  • +

    Alerjik Olmayan İlaç Yan Etkileri

    ALERJİK OLMAYAN İLAÇ YAN ETKİLERİ 

    Bütün ilaçların tedavi için uygun dozda alınması gerekir: Az kullanım işe yaramazken fazla kullanım hasta için zararlı olabilir. Eğer hasta kendisi için doktor tarafından önerilen dozun dışında bir doz alır ise yan etki oluşabilir. Bazı hastaların vücutları yapısal olarak bazı ilaçları normalden hızlı veya yavaş yıkabilir veya kullanılan ilaçlar bir birinin yıkımını etkiliyor olabilir. Bu nedenle ilaç reçetesi yazılırken hastaların kullanmakta oldukları ilaçları ve ek hastalıklarını doktora bildirmesi önemlidir.

    Alerjik olmayan ilaç yan etkilerine örnek olarak aspirin ile oluşan mide ağrısı, kanser ilaçları ile saç dökülmesi, bulantı olması, bazı tansiyon ilaçlarının öksürüğe neden olması, antibiyotikler ile ishal gelişimi verilebilir. Bazı alerjik olmayan ilaç yan etkilerinin önceden tahmin edilemez olduğu unutulmamalıdır.

    Alerjik olmayan yan etkiler ilacın daha düşük dozda alımı ile yaşanmayabilir ancak ilaç yan etkisinden şüphelenen hastalar mutlaka doktorlarına başvurmalıdır.
  • +

    Alerjik Reaksiyon ve Allerjen Neye Denir?

    ALERJİK REAKSİYON VE ALLERJEN NEYE DENİR?

    Alerji, duyarlı kişilerde vücudun diğer kişilerde sorun yaratmayan maddelere karşı (allerjenlere karşı) beklenilmeyen reaksiyonlar vermesidir. Dünyada alerji sıklığı zaman içerisinde artmaktadır. Türkiye’de her beş çocuktan biri alerjiktir. Erişkinlerde ise bu oranın %10-15 olduğu düşünülmektedir.

    Farklı allerjen grupları vardır. Bunların en sık karşılaşılanları hava yolu ile aldığımız allerjenlerdir. Bu allerjeler de kendi içinde iç ortamlarda (ev, iş yeri, vs) karşılaşılanlar ve dış ortamda karşılaşılanlar olarak iki gruba ayrılır. İç ortam allerjenleri ev tozu akarları (mite), hayvan tüyü, küf ve hamamböceği allerjenleridir. Dış ortam allerjenleri ise ağaç, çayır, yabani ot polenleri veya mantarlardır. Solunum yolu ile alınan bu allerjenlerin dışında vücuda farklı yollar ile giren besin, ilaç, böcek allerjenleri de mevcuttur. Koku, sigara dumanı, kirli hava,deterjan vs allerjen değildir.

    Daha öncede belirtildiği üzere alerji vücudun beklenilmeyen tepkisini ifade eder ve bu tepki bağışıklık sistemimiz (immün sistem) tarafından gerçekleştirilir. Bağışıklık sistemimiz soluduğumuz havadaki, besinlerimizdeki ve dokunduğumuz nesnelerdeki sayısız farklı maddeye karşı bir savunma sistemidir. Bu sistem içerisinde ‘antikor’ adı verilen ve istenilmeyen maddeleri yakalayan küçük yapılar mevcuttur. Bu yapılardan alerjiden sorumlu olana ‘IgE antikoru’ adı verilmiştir. Bir allerjen ilk kez vücuda alındığında bir dizi hücresel olay gerçekleşir ve IgE antikorları üretilir. Üretilen IgE antikorları burun, göz, akciğer, mide barsak sisteminde fazlaca bulunan alerji hücrelerinin (mast hücreleri) üzerine yapışır. Bir daha aynı allerjen ile karşılaşıldığında hücrelerin üzerindeki IgE’ler tekrar allerjeni yakalar ve alerjik şikayetlerin oluşmasına neden olan maddelerin hücreden salıverilmesine neden olur.

    Neden bazı kişilerin alerjik olup diğerlerinin olmadığı tam olarak bilinmemektedir. Alerji gelişimi için ailesel yatkınlık mevcuttur. Anne-babadan biri alerjik olan çocukların alerjik olma ihtimali %48, hem annesi hem de babası alerjik olanların ise alerjik olma oranı %70’dir. Ancak alerji gelişiminde tek etkili faktör genetik değildir. Ailesinde hiç alerjik birey olmayan kişilerde de alerji gelişebileceği gibi, ailesinde pek çok alerjik birey olan kişilerde alerji gelişmeyebilir. Burada çevresel faktörlerin rolü olduğu düşünülmektedir. Yani alerji genetik ve çevrenin ortak etkileşimi ile oluşur.
  • +

    Arı Alerjisi Nedir?

    ARI ALERJİSİ NEDİR?

    Bir çok kişi her yıl arı sokması ile karşılaşmaktadır. Bu durumda genellikle arının soktu yerde kızarıklık hafif şişlik ve ağrı olur ve oluşan bu reaksiyon saatler içinde düzelir. Ancak bazı kişilerin arı alerjisi mevcuttur. Bu o kişinin bağışıklık sisteminin arı zehrine normalden fazla tepki vermesi anlamına gelir. İlk sokma sonrasında vücut arı için duyarlı hale gelir ve bir daha ki karşılaşmada şiddetli yanıtlar oluşabilir.

    Küçük bir hasta grubunda arı alerjisi ölümcül olabilir. Duyarlı kişilerde arı sokması sonucunda oluşan reaksiyonlar vücudun bir çok organını etkiler ve çok ani gelişebilir. Sokma sonrasında, kaşıntı, vücuttan kabarık kaşıntılı döküntüler (ürtiker), yüz ve vücutta şişlik (anjiyoödem), boğazda ve dile şişme, boğazda tıkanıklık, solunum zorluğu, sersemlik, karın krampları, bulantı, kusma ishal, tansiyon düşüklüğü, bilinç kaybı ve ölüm görülebilir. Bu nedenle arı sokmasında bu yakınmalardan her hangi biri gelişmeye başlamış ise hastanın hemen acil servise götürülmesi hayat kurtarıcı olacaktır.

    Arı alerjisi şüphesi olan kişilerin alerji doktorları tarafından değerlendirilmesi önemlidir. Arı temasından kaçınılması gerekir. (Bu konuda alabileceğiniz önlemler için doktoruz tarafından bilgilendirileceksinizdir.) Duyarlılığı fazla olan hastalara doktor tarafından reaksiyon anında kendi kendine yapabileceği ve içerisine bu tip reaksiyonlarda hayat kurtarıcı olabilecek bir ilacı barındıran otomatik bir iğne (adrenalin oto enjektörü) reçetelenebilir. (Bu iğne eczanelerde satılmayıp, yalnız kurul raporu ve ilgili hekimin reçetesi ile Eczacılar Birliği tarafından temin edilmektedir.) Şiddetli reaksiyonu olan hastalara ise alerji aşısı (venom immünoterapi) yapılması gerekebilir.
  • +

    Astım Nasıl Bir Hastalıktır?

    ASTIM NASIL BİR HASTALIKTIR?

    Astım, hava yollarının uzun süreli (kronik) ‘inflamasyonudur’ (mikropsuz iltihabıdır.) Bu inflamasyon hava yolunda zaman zaman (aralıklı) darlığa yol açar ve hava akımını engeller. Hava yollarının çapı daralır ve havanın bu yollardan ilerlemesi ve akciğer dışına atılması (soluk verme esnasında) zorlaşır. Bu durum astımda görülen şikayetlere neden olur. Astımda sık görülen şikayetler şunlardır;

    • Öksürük • Göğüste darlık hissi
    • Nefes darlığı
    • Göğüs hışıltısı

    Astım hastalarının şikayetleri sıklıkla devamlı değildir, bu nedenle hastalar şikayet olan dönemlerin arasında tamamen rahat olabilirler. Astım şikayetleri pek çok farklı tetikleyici ile ortaya çıkabilir. Ancak her hastanın tetikleyicisi farklıdır. Yani bir astım hastasının etkilendiği tetikleyiciden diğer hasta etkilenmeyebilir. Hastaların kendi tetikleyicilerini doğru tespit edip, bunlardan uzak durması tedavinin ilk basamağını oluşturur. En sık karşılaşılan tetikleyiciler şunlardır;

    • Allerjenler
    • İrritanlar (Sigara dumanı, koku, deterjanlar, vs)
    • Hava değişiklikleri
    • Viruslara bağlı üst solunum yolu hastalıkları
    • Rinit/sinüzit/nazal polip gibi üst hava yolu hastalıkları
    • Egzersiz • Reflu (Mide asidinin yemek borusuna geri kaçması)
    • İlaçlar
    • Gıdalar
    • Psikolojik durum (Sters, üzüntü, heyecan vs)
  • +

    Astım Tanısı Nasıl Konulur?

    ASTIM TANISI NASIL KONULUR?

    Astım tanısı hastanın şikayetlerinin doktor tarafından değerlendirilmesi ile (şikayetlerin ne kadar astımda görülenlere benzediği, geriye dönüşlü olup olmadığı, neler ile ortaya çıktığı, sigara öyküsü, daha önceki tedavilere alınan yanıt vs) konulur. Ancak gerekli durumlarda doktorunuz size solunum fonksiyonlarınızı ölçmeye yönelik farklı teknikleri olan bir dizi ‘solunum testi’ (üfleme testi) yapabilir. Evde solunumunuzu değerlendirip kayıt etmeniz için ‘PEF metre’ adı verilen el cihazları verebilir. Solunum testi ve PEF metre ileride hastalığınızın takibi için de kullanılacaktır.
  • +

    Astım Tedavisi Ne Şekilde Yapılır?

    ASTIM TEDAVİSİ NE ŞEKİLDE YAPILIR?

    Astım uzun süreli bir hastalık olduğundan düzenli takip ve tedavi gerektirir. Astım tedavisi ile hastanın gündüz ve gece olan şikayetlerinin ortadan kaldırılması ve tekrar oluşmasının önlenmesi, solunum testlerinin normal düzeye getirilmesi, hastanın egzersiz dahil normal günlük işlerini yapabilecek duruma getirilmesi, astım nedeni ile hastane yatışı ve acil servis başvurularının önlenmesi ve bütün bu hedeflere ulaşırken ilaç yan etkilerinin oluşmaması hedeflenmektedir. Astım tedavisi için doktorların kullandığı klavuzlarda bu hedeflere ulaşmak için şu tedavi ilkelerin kullanılması önerilmektedir;

    • Hastalık şiddetinin belirlenmesi ve tedavi başarısının takibi için solunum ölçümlerinin yapılması. Tanı için ve gerekli durumlarda doktorunuz size bu testleri uygulayacaktır.

    • Şikayetlerin ortaya çıkmasına neden olan tetikleyicilerin tespiti ve bunlardan uzak kalınması. Daha öncede belirtildiği üzere bu nokta tedavinin en önemli basamaklarından birisidir. Çünkü tetikleyiciler ile karşılaşma durumunda ilaç tedavisine rağmen yeterli şikayet kontrolü sağlanamayabilir. Doktorunuz sizi tetikleyicilerden korunma konusunda bilgilendirecektir.

    • Uzun süreli ilaç tedavisi. Günümüzde astım için pek çok farklı ilaç grubu kullanılmaktadır. Bu ilaçların bazıları hastalığı tedavi etmeye yönelikken, bazıları yalnız mevcut şikayeti o an için ortadan kaldırır. Bu nedenle doktorunuzun size yazdığı ilaçların bazıları düzenli (şikayetiniz olsun olmasın) kullanılacakken, bazıları yalnız şikayetiniz olduğunda kullanılacaktır. Bu konuda doktorunuzun önerisine tam olarak uymanız son derece önemlidir. Astım ilaçları şikayetleriniz düzelse dahi doktor önerisi olmadan bırakılmamalıdır. Çünkü ilacın erken bırakılması şikayetlerin tekrarlamasına neden olacaktır. İlaçların düzenli kullanılmasının yanı sıra doğru teknik ile de kullanılması da önemlidir. Astım ilaçlarının büyük çoğunluğu hap şeklinde olmayan, ağızdan çekilen ilaçlardır. Bunun nedeni ilacın doğrudan akciğere gitmesini sağlamaktır. Her bir astım ilacının farklı kullanım şekilleri vardır. Düzgün teknik ile kullanılmayan ilaç hiç kullanılmıyor anlamına gelir, bu nedenle ilaçları doktorunuz veya yardımcı sağlık personelinin gösterdiği şekilde kullanmanız çok önemlidir. Astım ilaçlarının yan etkileri sıklıkla önerilen dozlarda oluşmaz. Bu konuda doktorunuz sizi bilgilendirecektir. Yan etki korkusu ile doktorunuza danışmadan ilaçlarınızı bırakmayınız.

    • Hastanın ve yakınlarının tedaviden beklentilerinin tespiti ve bu hedeflere ulaşmak için hasta-hasta yakını-doktorun birlikte çalışması, iş birliği sağlanması. Daha önce de bahsedildiği üzere astım uzun süreli ve şiddeti zaman içinde farklılık gösterebilecek bir hastalıktır. Bu nedenle düzenli takip ve hastalık durumuna göre uzun süreli tedavi gerektirir. Hastaların bu konuyu benimsemeleri, şikayetlerini ve tedavi beklentilerini doktora doğru olarak aktarmaları tedavi başarısında önemli olacaktır.
  • +

    Gıda Alerjisi Nedir?

    GIDA ALERJİSİ NEDİR?

    Gıdaya bağlı alerji gelişimi çocuklarda %8, erişkinde ise %2 oranında görülür. Gıda alerjisinde kişinin vücudu sıradan zararsız gıdalara karşı beklenilmedik alerjik bir reaksiyon oluşturur. Diğer alerjik hastalıklarda olduğu gibi bu reaksiyondan sıklıkla bağışıklık sistemimizin oluşturduğu IgE antikoru sorumludur. Bu antikor daha önce aynı gıdayı sorunsuz olarak yediğimiz dönemde vücut tarafından üretilir ve tekrar aynı gıdanın, çok az miktarda dahi, tüketimi ile alerji ortaya çıkar. Gıda alerjisi çok belirgin olan hastalarda gıdanın pişirildiği ortamda bulunmak veya o gıdaya temas etmişi çatalı kullanmak ile dahi reaksiyon oluşabilir.

    Gıda alerjisi sıklıkla ailesel özellik gösterir.

    ‘Gıda intoleransı (gıda tahamülsüzlüğü)’ bir çok kez gıda alerjisi ile karışır. Alerjik bir durum değildir, bağışıklık sistemi ile ilişkisizdir. Örneğin bazı kişilerin süt içtiklerinde karın ağrıları olabilir. Bu durum kişinin süt şekerini (laktozu) bir enzim eksikliği nedeni ile sindirilememesinden kaynaklanmaktadır. Bu durumun gıda alerjisinden ayırt edilmesi önemlidir.

    Gıda alerjisi en sık inek sütü, yumurta, yer fıtığı, tahıl, soya, balık, kabuklu deniz ürün ve çerezler ile ortaya çıkar.

    Yapısal olarak benzerliği olan (aynı aileden gelen gıdalar) gıdalardan her hangi biri ile reaksiyonu olan kişilerde benzer gıdayı almak da reaksiyon oluşmasına neden olabilir.

    Gıda Alerjisi Semptomları

    En sık görülen alerjik cilt reaksiyonu ürtikerdir (kaşıntılı, deriden kabarık, plak tarzında kaşıntılı lezyonlar). Ancak alerjik egzema veya anjiyoödem (şişlik) gibi farklı cilt reaksiyonları da gelişebilir. Bunun dışında nefes darlığı, göğüste sıkışma hissi, ağı içinde kaşıntı, şişlik, kızarıklık, karın ağrısı, karın krampları, bulantı, kusma, ishal, yutma güçlüğü, bağazda tıkanıklık, çarpıntı, tansiyon düşüklüğü, bilinç bulanıklığı ve hatta ölüm dahi gelişebilir. Bu şikayetlerden her hangi biri oluşan hastanın derhal en yakın acil servise başvurması gerekir. Acil müdahale sonrasında hastaların alerji doktoru tarafından değerlendirilmesi önemlidir.

    Alerji doktorları, gıda alerjisi tanısı koyarken öncelikle hastanın hikayesini ayrıntılı olarak değerlendirirler. (Hangi gıdalar, ne sıklıkla, oluşan semptomlar ve şiddeti, vs) Daha sonra alerji deri testi veya kanda gıda alerjisi tarama yöntemleri ile hangi gıdaya alerji olduğu bulunmaya çalışılır. Hastanın günlük tutması (günlük hayatta yediği gıdaları ve yedikten sonra bir sorun olup olmadığını yazması) şüpheli gıdaları tespitte yararlı olacaktır. Eğer gıda alerjisi şüphesi ortadan kalkmadı ise veya doktorun gerek görmesi halinde gıdanın kendi ile alerji testi uygulanması veya hastaya çok küçük dozlardan başlayarak, kademeli artışlar ile, gıdanın klinikte yedirilmesi (gıda provokasyon testi) işlemi gerçekleştirilebilir. Ancak bu işlem ancak özel merkezlerde eğitimli personel tarafından doktor kontrolünde gerçekleştirilebilir.

    Gıdada alerjisinin tedavisinde, alerjik gıdadan uzak durulması şarttır. Bu nedenle tüm gıdaların içeriğinin kontrol edilmesi (restoranlarda içeriğin sorulması ve personelin uyarılması, hazır gıdaların içeriğinin okunması, vs) önemlidir. Alerjik gıdaların bulaştığı kapların kullanımı ve hatta gıdanın koklanmasının dahi reaksiyona yol açabileceği unutulmamalıdır. Duyarlılığı fazla olan hastalara doktor tarafından reaksiyon anında kendi kendine yapabileceği ve içerisine bu tip reaksiyonlarda hayat kurtarıcı olabilecek bir ilacı barındıran otomatik bir iğne (adrenalin oto enjektörü) reçetelenebilir. (Bu iğne eczanelerde satılmayıp, yalnız kurul raporu ve ilgili hekimin reçetesi ile Eczacılar Birliği tarafından temin edilmektedir.)
  • +

    İlaç Alerjisi Nedir?

    İLAÇ ALERJİSİ NEDİR?

    Her ilacın bazı istenilmeyen etkileri (yan etkileri) vardır. Bu yan etkilerin %5-10 kadarı alerjik etkilerdir ve vücudun bağışıklık sisteminin ilaca aşırı ve istenilmeyen tepki vermesinden kaynaklanmaktadır. Bu tip alerjik reaksiyoların ‘anaflaksi’ adı verilen hayatı tehdit edebilecek sonuçlara yol açabileceği unutulmamalıdır.

    İlaçlarla oluşan yan etkilerin alerjik olup olmadığının doğru tanımlanması gerekir. Yan etkilerin büyük çoğunluğu alerjik değildir.
  • +

    Primer İmmün yetmezlik nedir?

    PRİMER İMMÜN YETMEZLİK NEDİR?

    İmmün sistem,  hastalıklara karşı savunma mekanizmasını oluşturan, mikropları ve tümör hücrelerini tanıyıp onları yok eden, vücudu yabancı ve zararlı maddelerden koruyan bir sistemdir.

    Primer immün yetmezlikler (PİY) ise, bağışıklık sistemi anormalliklerinin yol açtığı kalıtsal geçişli hastalıklardır. Bugüne kadar 350’ den fazla hastalık tanımlanmıştır. Nadir hastalıklar grubu içinde yer almasına rağmen ülkemizde akraba evliliğinin yüksek oranda olması nedeniyle hastalık daha fazla oranda görüldüğü tahmin edilmektedir.

    PİY’ler çocuk ve erişkin yaşta görülebilir. Ancak hastalıkların yeterince tanınmaması sebebiyle yakınmaların başlangıcı ve tanı arasındaki süre oldukça uzun olabilmektedir. Maalesef tanıda gecikme kalıcı organ hasarlarına yol açarak yaşam kalitesinde kötüleşme ve sosyoekonomik yönden önemli sorunlara neden olmaktadır.

    PİY yakınmalarının bilinmesi erken tanı ve tedavisinin sağlanması bakımından önemlidir. Erişkinde hastalık belirti ve bulguları çok farklı şekillerde karşımıza çıkabilmektedir. Primer immün yetmezliği düşündüren en önemli bulgu tekrarlayan enfeksiyonlardır.  Ayrıca organ büyümesi (karaciğer, dalak, lenf bezi), kan hücrelerinin sayısında azalma ve romatizmal veya allerjik şikâyetler de bu hastalıklarda görülebilmektedir. Dolayısıyla hastalar çoğu kez “bağışıklık uzmanı: ‘‘immünolog” yerine farklı dal hekimlerine başvurur.  Bu hastalıkta hekim ve hasta farkındalığı önem taşımaktadır.  

    Aşağıdaki belirtiler primer immün yetmezliğin habercisi olabilir:

    • Tekrarlayan, tedavisi zor, hayatı tehdit eden ve olağan dışı mikroplarla oluşan enfeksiyonlar
    • Tekrarlayan zatürre, sinüzit ve kulak enfeksiyonları
    • Vücutta iyileşmeyen yaralar
    • Ciltte ya da iç organlarda apse oluşumu
    • Lenf bezi veya dalak büyümesi
    • Tekrarlayan ateş
    • Dişlerin erken kaybı, tekrarlayan diş eti iltihabı
    • Deri ve genital bölgede yerleşik çok sayıda yaygın siğil varlığı
    • Ailede primer immün yetmezlik hastalığı öyküsü

    Primer immün yetmezlik tanısı bu hastalıktan şüphenilen hastalarda fizik muayene ve laboratuar testleri ile konur. İlk aşamada genel tarama testleri yapılır. İkinci aşamada ise, daha ileri teknoloji gerektiren ve “bağışıklık yetmezlikleri” konusunda uzmanlaşmış personelin değerlendirdiği başta akım sitometri olmak üzere bir dizi immünolojik testler yapılır.

    PİY’in tedavisi immün yetmezliğin tipine göre değişmektedir. İmmünoglobülin replasmanı (yerine koyma) ise tedavinin en önemli kısmını oluşturur.  İntravenöz immünoglobülin 3-4 haftada bir damar yolundan uygulanan antikor (IgG) tedavisidir. Bu tedavi ile hastaların enfeksiyon sıklığı azaltılarak hastalık komplikasyonlarını önlemek amaçlanır. Bu tedavi hastanın toleransına göre 2-4 saat arasında sürmekte ve hekim gözetimi altında yapılmaktadır. 

    Subkutan immunoglobulin tedavisi ise, hastanın evde kendi kendine uygulayabileceği diğer bir alternatif tedavi yöntemidir.  Bu tedavi yöntemi ile haftalık enjeksiyonlar yapılır, daha stabil bir IgG düzeyi sağlanır, sistemik yan etkiler daha nadirdir.

    İmmün yetmezlikli hastaların tedavisinde en önemli husus düzenli olarak hekimlerini ziyaret etmeleridir.

     

            Bu bir bilgilendirme yazısıdır. Daha ayrıntılı bilgi için doktorunuza başvurunuz .

  • +

    Rinit Nasıl Bir Hastalıktır?

    RİNİT NASIL BİR HASTALIKTIR?

    Uzun süreli burun akıntısı, burun tıkanıklığı, burun ve damak kaşıntınız, hapşırık yakınmanız var ise rinitiniz var demektir. Rinit dünyada en sık görülen hastalıklardan biridir ve sıklıkla astım ile birliktelik gösterir. Hastanın yaşam kalitesini belirgin olarak bozar, bunun yanı sıra sinüzit, kulak problemleri, uyku bozukluğu ve çocuklarda öğrenme güçlüğü gibi durumlara neden olabilir. Astımlı hastalarda rinitin uygun tedavi edilmemesi astımın kötüleşmesine yol açar.

    İki tip rinit mevcuttur:

    Alerjik Rinit

    ‘Allerjen’ adı verilen ve solunum yolu ile alınan maddelere bağlı oluşur. Allerjenler yalnız duyarlı kişilerde şikayete yol açan, diğer kişiler için ise zararsız maddelerdir. Duyarlı kişilerin bağışıklık sistemi bu maddeleri farklı şekilde algılayıp, tepki verir ve rinit şikayetleri meydana gelir. Bu tepki sırasında sagılanan maddeler burunun içerisini döşeyen yapıyı (mukozayı) duyarlı hale getirdiğinden alerjik riniti olan kişilerde sigara, keskin koku, sıcaklık değişimi, nemli havada da rinit şikayetleri görülebilir.

    Allerjenler dış ortamda karşılaştığımız ağaç, çayır, yabani ot polenleri veya mantarlar olabilir. Bu durumda şikayetler genellikle yalnız bahar aylarındadır ve bu durum saman nezlesi olarak adlandırılır. İç ortamda karşılaştığımız allerjenler ise ev tozu akarları (mite), hayvan tüyü, küf ve hamamböceği allerjenleridir. Bu durumda şikayetler mevsimsel özellik göstermez, yıl boyu devam eder.

    Alerjik rinit yakınması olan hastaların alerji testlerinin yapılarak neye alerjik olduğunun tespit edilmesi önemlidir. Çünkü tedavide allerjenle temasın ortadan kaldırılması önemlidir. Alerjik rinit tedavisinde kullanılabilecek pek çok farklı grup burun spreyi ve alerji hapı bulunmaktadır. Bu tedaviler ile yanıt alınamayan hastalar özelleşmiş merkezlerde ‘alerji aşısı’ (immünoterapi) için değerlendirilebilir.

    Alerjik Olmayan Rinit

    Riniti olan üç hastadan binin alerjisi yoktur. Alerjik olmayan rinit genellikle erişkinlerde görülür ve şikayetler yıl boyu görülür. Koku, hava kirliliği, sigara gibi irrite edici maddeler şikayetleri ortaya çıkartabilir. Alerjik olmayan rinite neden olan mekanizmalar tam olarak anlaşılamamıştır, ancak burunda mikrobu olmayan bir iltihabın (inflamasyon ad verilir) olduğu bilinmektedir. İleri formlarında sinüzit ve polip gelişebilir. Bu durumda hastaların burun tıkanıklığı artar ve koku alma duyusunda bozulma olabilir. Bu hasta grubunun tedavisinde yine burun spreyleri ve alerji hapları yaralı olmakla birlikte alerji aşısı bu grupta uygulanamaz. Hastaların KBB muayenelerinin yapılarak, endoskopik olarak değerlendirilmesi önemli olabilir.
Paylaş