T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI Ankara Şehir Hastanesi

Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp (Getat) Güncelleme Tarihi: 14 Haziran 2020

getat (1).jpg

  • getat (1).jpg
  • getat (3).JPG
  • getat (7).JPG
  • getat (4).JPG
  • getat (8).JPG
  • getat (6).JPG
  • getat (2).JPG
  • getat (5).JPG

Geleneksel ve tamamlayıcı tıp (GETAT) farklı kültürlerin inanış ve teorilerine dayanarak fiziksel ve ruhsal hastalıklardan korunma, hastalıkları teşhis etme ve tedavi etme gibi sağlığın idamesi için kullanılan bilgi, beceri ve uygulamaların tamamıdır.

“Hastanemizde bu uygulamalar, ilgili branşla işbirliği içinde yapılmaktadır. Endikasyonların çoğunun kas iskelet sistemi arazları olması ve yakın ilişkisi nedeniyle Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi’nde kurulmuştur.”

Kişinin genel enerji, otonom ve hormonal sistemleri arasında dengenin sağlanması, bağışıklık sisteminin güçlenmesi için modern tıbbın yanında tamamlayıcı olarak uygulanan ve bilimsel dayanakları olan yöntemlerdir.

“GETAT yöntemleri özellikle kronik hastalıkların tedavisi ve korunması ile kişinin sağlığının korunmasında önemli bir yere sahiptir.”


Merkezimize başvuran hastaların sorumlu hekim tarafından hikayesi alınır, muayenesi yapılır ve gerekli tüm tetkikleri yapılarak durumu değerlendirilir. Değerlendirme sonrası kişiye uygun geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulaması seçilerek tedavi uygulanır. Merkezimizin GETAT odaları Bakanlığımızın belirlediği kriterlere uygun, hijyenik ve modern olarak düzenlenmiştir.

GETAT kapsamında yer alan tedaviler*:

1- Akupunktur
2- Sülük Uygulaması
3- Mezoterapi
4- Kupa Uygulaması
5- Fitoterapi Uygulaması
6- Refleksoloji Uygulaması
7- Homeopati Uygulaması
8- Osteopati Uygulaması
9- Ozon Uygulaması
10-Apiterapi
11- Proloterapi Uygulaması
12- Müzik Terapi Uygulaması

Hastanemizde halen kapsamda akupunktur, mezoterapi, proloterapi, kupa (hacamat) ve müzik terapi uygulamaları yapılırken, yukarıdaki hizmetleri verebilecek hekim kadromuz mevcuttur. Diğer uygulamaların başlatılması süreci hızla devam etmektedir.

“GETAT uygulamaları ücretli olup, Sosyal Güvenlik Kurumunca halen ödemesi yoktur.”


Akupunktur

5000 yıldır dünyada uygulanan hastalıkları önlemek veya tedavi etmek amacıyla belli noktalara altın, gümüş ve çelik iğne batırarak uygulanan bir tedavi yöntemidir. Günümüzde ise Dünya Sağlık Örgütü akupunkturu güvenilir bir tedavi yöntemi olarak kabul etmiştir. Ülkemizde de sertifikalı hekimler tarafından uygulanmaktadır.
Noktalara iğne dışında akupresyon, moksa, lazer ve elektrik stimülasyonu uygulanabilir. Akupunktur iğnesinin akupunktur noktasına batırılması ile başlayan uyarılar merkezi sinir sistemine ulaşır ve çeşitli nörotransmitterlerin salınımı ile de cevap oluşur. Ağrı kesici, sakinleştirici, bağışıklığı güçlendirici, vücudu dengeleyici ve psikolojik etkileri bulunmaktadır. Ayrıca zayıflama üzerinde de iştahı azaltma ve metabolizmayı düzenleme etkisi de bulunmaktadır. Noktalar %70-80 halk arasında kulunç olarak bilinen tetik noktalar ile benzerdir. Akupunktur kulak ve vücut bölgesine uygulanabilmekle beraber iğne boyutları uygulanacak bölgeye göre değişmektedir. İğnelerin uzunluğu 0,5–8 cm arasındadır. Kalınlıkları ise 0,16 ile 0,5 mm arasında değişir. İğneler genellikle disposable (tek kullanımlık)’dır. Pek çok hastalığın kökenine yönelik tedavide katkı sağlamaktadır. Kas iskelet sistemi ağrıları, nörolojik hastalıklar (migren, fasial paralizi), psikiyatrik hastalıklar (depresyon, uykusuzluk, anksiyete bozukluğu), hormonal bozukluklar (infertilite, guatr, diyabet), gastrointestinal hastalıklar (kabızlık, ishal, kolit, gastrit ), solunum yolu hastalıkları (faranjit, rinit, sinüzit, bronşit,), obezite vb hastalıklarda endikasyonu bulunmaktadır. Akupunktur uygulamasında uygulanacak anatomik bölgeye göre hastaya pozisyon verilir (yüz üstü-sırt üstü yatma, oturma). İlgili bölge alkol ile dezenfekte edildikten sonra steril bir şekilde iğne batırılır. Yan etki olarak uygulanan yerde kanama, ağrı, morarma, uyuşukluk ve şikayetlerin ağırlaşması görülebilir.
Ozon Terapi

Ozon, yaşamımızı sürdürmek için yaşamımızın her anında bize gerekli olan Oksijen (O2) molekülünün üç atomlu (O3) halidir. Doğada, havada bulunan oksijenden çeşitli doğa olayları sonucu oluşan ozon, tıbbi kullanım için elektriksel aktivasyon yapan özel cihazlar yardımıyla üretilebilir. Atmosferik havadaki oksijen konsantrasyonu değişken olduğu için medikal ozon saf medikal oksijenden üretilir. Medikal tedavide ozon ilk defa 40 yıl önce Almanlar tarafından bulunmuş ve kullanılmıştır.
Ozonun, beyaz kan hücrelerinin üretiminin uyarılması, kırmızı kan hücrelerinin elastikiyetini artırma, anti neoplastik, arteriyal plağı okside etme, kanın oksijen kapasitesini artırma ve anti oksidan özelliği bulunmaktadır. Arteriyal dolaşım problemleri, immün yetmezlik ve immün dengesizlikler, virüs kaynaklı hastalıklar (özellikle hepatit C), inflamatuvar durumlar, romatizmal hastalıklar, cilt hastalıkları (basınç ülserleri, yaralar, diyabetik gangren, yanıklar, akne) ve eklem dejenerasyonunda kullanılır.
“Ozon uygulaması; hamilelik, glukoz-6-fosfat-dehidrogenaz eksikliği (favism), ağır anemi, ağır miyasteni ve ozon allerjisi olanlarda kontraendikedir.”

Hastanın venöz damarına (toplardamar) steril bir iğneyle girilerek bir miktar kan ozon tüpüne alınır. Sonra hastaya ve hastalığa bağlı olarak belirli ölçüde ozon gazı ile karıştırılır. Ozonlanmış olan kan tekrar hastaya kapalı ve steril bir ortamda damardan geri verilir. Buna “Majör Ozon” uygulaması denir. Hastanın damarından 2-4 cc kan alınarak saf medikal ozonla karıştırılıp intramusküler olarak hastaya tekrar enjekte edilir. Buna da “Minör Ozon” denir. Bunun dışında lokal uygulamalar (İntrarektal, eklem içi, yara üzerine) da yapılabilir. Diyabetik ayak yaralarında da torbalama ile ozonlama yapılabilir.
Proloterapi

Proloterapi latince “proliferasyon” ve “terapi” kelimelerinden oluşan zedelenmiş, aşınmış, güçleri azalmış ligaman (bağ) ve tendonların rejenerasyonunu sağlayan, güçlenmesini sağlayan ve fonksiyonelliğini arttıran bir enjeksiyon metodudur. Proloterapi ABD’de 1930’lu yıllardan beri uygulanmaktadır. Proloterapi, irritan ve proliferatif maddelerin ağrılı ve yaralanmış ekleme, tendonlara, ligamanlara, entezis bölgelerine enjekte edilmesi ve orada oluşturduğu fizyolojik inflamasyon ile doğal iyileşme esasına dayananan tedavi metodudur. Mikroorganizmalarla meydana gelen inflamasyonlar enfeksiyon ile sonuçlanır ve antibiyoterapi ile tedavisi gerekir. Proloterapi ile oluşturulan inflamasyon ise steril ve sınırlı alanda olmakla beraber tedavinin ana mantığını oluşturmaktadır.Proloterapi omurgada çeşitli nedenlerle görülen disk lezyonlarında; dirsek, el, diz ve ayak eklemleri başta olmak üzere bağlar, tendonlar ve kaslar gibi dokulardaki zorlanmalarda ve kireçlenmeye bağlı çeşitli ağrılı kas iskelet sistemi hastalıklarında etkili ve güvenli olarak uygulanmaktadır. Başlıca hastalıklar; bel, sırt ve boyunda mekanik ağrı, disk lezyonları (fıtık), spor yaralanmaları, osteoartrit (kireçlenme), dizde meniskus lezyonları, ayakta plantar fasiit, ayak bileği burkulması, dirsekte lateral veya medial epikondilit, tendinopati, ligaman ve tendon zorlanmalarıdır.

Kişi değerlendirildikten sonra eğer kullanıyorsa iltihap azaltıcı ilaçlar kesilidir. Kan sulandırıcıların doktor kontrolü ile devam edilmeli veya kesilmelidir. Yapılan işlem irritan ve ağrılı olduğu için kullanılan dekstroz solüsyonunun içine bazı durumlarda anestezik madde eklenmektedir. Tedavi sonrası hastanın ağrısı artması beklenen bir etki olmakla beraber ağrı kesici olarak parasetomol içeren ilaçlar kullanılmalı, iltihap azaltıcı ilaçlar veya steroid kullanılmamalıdır. Yapılan bölge zorlanmamalıdır ve gerekirse ılık su ile masaj uygulanmalıdır.
Kupa Terapisi-Hacamat

5000 yıllık bir tarihe sahip olduğu düşünülen kupa uygulaması İslamiyette ve Osmanlı döneminde de sıklıkla uygulanmıştır. Kupa terapisi cilt üzerine kupalar ile oluşturulan vakum etkisi yoluyla uygulanan bir tedavi metodudur. Kuru kupa uygulaması derinin basit olarak vakumlama yoluyla uyarılmasını temel alırken, yaş kupa terapisi (hacamat) kuru cerrahi bıçakla deriye yapılan epidermal kesiler ile bir miktar kanın kupa uygulaması ile emilmesini içerir. Kupa uygulaması ile oluşturulan negatif basınç lokal kan damarlarını genişleterek mikrosirkülasyonu geliştirir artırır, kapiller endotelyal hücrelerin iyileşmesini, ilgili bölgede granülasyon ve anjiyogenezi hızlandırarak hastanın fonksiyonel durumunu normale getirir. Lokal teori dışında kapı kontrol teorisi, nöral teori, hematolojik ve immün sistem teorileri de mevcuttur. Kas iskelet sistemi hastalıklarında (miyofasiyal ağrı, fibromiyalji, osteoartrit, spondiloz), hematolojik hastalıklar (hemoglobin yüksekliği, aşırı demir yüklenmesi), kardiyovasküler hastalıklar (hipertansiyon), nörolojik hastalıklar (migren), otoimmun hastalıklar (romatoid artrit), dermatolojik hastalıklar (ürtiker), gastrointestinal hastalıklar (irritabl bağırsak sendromu, kabızlık), solunum sistemi hastalıkları (astım) ve bazı psikiyatrik rahatsızlıklarda (depresyon, şizofrenide sakinleştirici olarak, insomnia) da etkinliği saptanmıştır.

Kupaların boyutları uygulanacak alanın boyutuna göre değişmektedir ve her bir kupa tek kullanımlıktır. Yan etkileri; kupa sonrası izler ve cilt morarıkları olarak ortaya çıkar. Kupa uygulamasında öncelikle anatomik uygun yerler seçilir. Başlangıçta sıkı bir sterilizasyon yapılır; cilt vakumlanır, çizikler atılır, yine cilt vakumlanır, sonunda yine sıkı bir sterilizasyon uygulanır.
Fitoterapi

Tıbbi bitkiler yüzyıllar boyunca halk tıbbı uygulayıcıları tarafından kullanılmakla beraber kullanımı 5000 yıl öncesine kadar dayanmaktadır. Birçok Avrupa ülkesinde yaygın olarak kullanımı mevcuttur. Belirli kalite, güvenlik ve etkinlik standartlarına göre geleneksel bitkisel tıbbi ürünler ve bitkisel ilaçlarla yapılan hastalıkların, yaralanmaların tedavisinde veya önlenmesinde kullanılan bir tıbbi tedavi yöntemidir. Fitoterapik ürünlerin tablet, kapsül, krem ve çay formları mevcuttur. Sentetik ilaçların yan etkilerinden dolayı tüm dünyada fitoterapik ürünlere yönelim artmaktadır. İlaç firmalarının farmakolojik olarak bitkileri taramasıyla birçok konvansiyonel ilaç bitki kaynaklarından üretilmiştir. Aspirin (söğüt kabuğundan), morfin (afyon çiçeğinden), kinin (cinchona kabuğudan) ve digoksin (yüksük otundan) örnekleri mevcuttur.

Fitoterapi ürünlerinin ruhsat sürecinde, bilim komisyonunun uygun görüşü alınarak belirlenmiş endikasyonlar dahilinde uygulanabilir. Bağışıklık sistemi, lokomotor sistem, üst solunum yolu ve ürogenital sistem hastalıklarında, gastrointestinal fonksiyonların düzenlenmesinde, hormonal disfonksiyonlarda fitoterapik ürünler kullanılabilmektedir.

Kullanım öncesi hastanın kan değerleri dikkatli incelenmelidir. Medikal ilaç gibi hızlı bir etkisi olmadığı için ve yarılanma ömrü uzun olduğu için hasta önceden uyarılmaktadır.
Mezoterapi

Fransız Dr. Michel Pistor 1952 yıllında lokal anestezik ile intradermal olarak yaptığı enjeksiyonları mezoterapi olarak adlandırmıştır. Mezoderm kaynaklı organ patolojilerinin iyileşmesini amaçlayan bitkisel veya farmakolojik ilaçların bölgesel, küçük dozlarda, özel iğneler ve özel tekniklerle cilt içi enjeksiyon uygulamasıdır. Mezoterapide oral olarak verilen ilaçların aynıları küçük miktarda kullanılır. İlaçların karaciğerden geçen metabolitlerinin değil bizzat kendisinin etkili olması tercih edilir. Solüsyonun içeriği tedavi edilecek alana, hastaya ve hastalığa göre değişebilir ve kişiye özeldir. İğnenin batması ile oluşan etki ve ilaçların farmakodinamik etkisi ağrı kesici ve bağışıklık cevabı oluşturmaktadır. Mezoterapi ilacı patoloji olan hedef organa ulaştırmanın en iyi yoludur.

Derinin orta tabakasında bulunan kılcal damar uçlarına ulaşan ilaç hızlı bir şekilde etkisini göstermektedir. Lökomotor, vasküler, nörovegetatif ve immun sistem patolojilerinde ilgili ilaçlar eklenerek tedavi uygulanabilir. Birçok endikasyonu olmakla beraber ana endikasyonu ağrıdır. Bunun dışında spor yaralanmalarında (tendon, kas ve bağ dokusu), dermatolojik hastalıklarda (kellik,akne,selülit), dolaşım sistemi patolojilerinde (varis,arterit) ve lokomotor sistem patolojilerinde kullanılabilir.

***GETAT, FTR Hastanesi zemin kat A blokta hizmet vermektedir.

Paylaş