T.C. SAĞLIK BAKANLIĞI Ankara Şehir Hastanesi

18 Kasım Avrupa Antibiyotik Farkındalık Günü Güncelleme Tarihi: 17 Kasım 2020

18 Kasım Avrupa Antibiyotik Farkındalık Günü





Hastanemizde her koşulda özveriyle görev yapan Eczacılarımız
“18 Kasım Avrupa Antibiyotik Farkındalık Günü” kapsamında halkımızı bilgilendirmek amacıyla bir video çalışması hazırladılar.


 

Antibiyotik Nedir ?

Antibiyotikler, bakteriyel enfeksiyonların tedavisinde kullanılan ve insan sağlığı açısından çok önemli ilaçlardır. “Antibiyotik” terimi, kelime anlamı olarak “hayata karşı” anlamına gelmektedir. Bu kimyasal maddeler, bakterilerin üremesini durdurmakta ve öldürmektedir.


Bakteriler ve Virüsler Nelerdir?

Virüsler, sadece diğer organizmaların canlı hücrelerinde çoğalabilen, küçük, enfeksiyon yapıcı ajanlardır. Virüsler, hayvanlardan bitkilere, bakterilerden alglere kadar her türlü yaşam formuna bulaşabilir. Antibiyotiklerin virüsler üzerine ETKİSİ YOKTUR.
Bakteri ise tek başına bir hücreden oluşan, yaşayan küçük bir organizmadır. İnsan vücudu, hava, su, toprak ve bunun gibi herhangi bir ortamda kendi kendine hayatta kalabilir. Çok hızlı üreyebilir. Antibiyotikler, bakterilerin çoğalmasını engeller ve öldürür.
Antibiyotik Direnci Nedir?

Belirli bir antibiyotiğe karşı direnç, söz konusu antibiyotiğin tedavi dozunda dirençli bakterileri öldüremediğini veya çoğalmalarına engel olamadığını ifade etmektedir.
Gereksiz antibiyotik kullanımı antibiyotik direncine neden olur.
Bunları Biliyor Musunuz?

Antibiyotiklerin, bazı bakterilerin sebep olduğu enfeksiyonların tedavisinde kullanılan bakterileri öldüren veya üremesini durduran ilaçlar olduğunu; virüslere bağlı enfeksiyonları tedavi edemediğini, grip ve soğuk algınlığı gibi hastalıklarda antibiyotiğin kullanılmadığını, iyi bir bağışıklık sisteminin bu tür hastalıkları yenebileceğini;

Antibiyotiğin burun akıntısını, öksürüğü hafifletmediğini;antibiyotik kullanımıyla ishal gibi yan etkiler görülebileceğini; grip ve soğuk algınlığının başkalarına geçişine engel olmadığını;

Antibiyotiğin ateşi düşürmediğini, ağrıyı dindirmediğinini, sadece uygun ve doz ve şekillerde kullanıldığında, hastalığın kaynağı olan enfeksiyonu ortadan kaldırdığı için ateşin düştüğünü ve ağrının azaldığını.;

Her antibiyotiğin her hastalıkta kullanılmayacağını;

Antibiyotik dozunun yetersiz veya aşırı olmasının yanı sıra doz aralıklarının uygunsuz olmasının da antibiyotik direncine yol açtığını;

Antibiyotiğe duyarlı bakterilerin antibiyotiğe maruz kaldıklarında ölebildikleri halde, dirençli bakterilerin büyümeye ve çoğalmaya devam edebildiğini, bu dirençli bakterilerin toplumda hızla yayılarak diğer insanlarda enfeksiyonlara neden olabildiğini;

Uygunsuz antibiyotik kullanımının, antibiyotik direncini artırdığını ve antibiyotik kullanımı gerektiğinde yetersiz kalındığını;

Artan antibiyotik direncinin günümüzde ve gelecekte antibiyotiklerin etkinliğini tehdit ettiğini;

Etkili antibiyotikler olmadan yoğun bakım, organ nakli, kanser kemoterapisi, yeni doğan bebeklerin bakımı veya kalça ya da diz protezi ameliyatı gibi yaygın cerrahi işlemlerin uygulanmasının mümkün olamayacağını;

Ülkemizde antibiyotiklerin, en çok kullanılan ilaçlar içerisinde olduğunu ve ne yazık ki bunların önemli bir kısmının gereksiz ya da yanlış kullanıldığını;

Bugün dirençli bakterilerin neden olduğu enfeksiyon hastalıklarının dünyada ve ülkemizde insanlığı tehdit eden ciddi bir sorun haline geldiğini;

Bazı ülkelerde doğru antibiyotik tedavisinden yoksun olan insanların hayatlarını kaybettiğini ve uygunsuz kullanımdan kaynaklı antibiyotik direncinin her kıtada endişe yaratmaya devam ettiğini;

Antimikrobiyal direnci yüksek ülkelere seyahatte bulunan yolcuların, dirençli bakteriler tarafından kolonize ve enfekte olarak ülkelerine geri döndüklerinde bunu yaydığını;

Eğer antibiyotik kullanımı kontrol altına alınamazsa kolaylıkla tedavi edilebilecek bir enfeksiyon hastalığının bile, direnç nedeniyle ölümcül olabileceğini, insanlığın antibiyotik öncesi çağa geri dönmek durumu ile karşı karşıya kalacağını;

Dünya SAğlık Örgütü’nün, toplumları büyük tehlikeler beklediği konusunda uyardığını ve antibiyotik direncinin artık küresel bir tehdit oluşturduğunu ilan ettiğini;
Peki ne yapmalıyız?

Hekim önerisi ve eczacı danışmanlığı olmadan asla antibiyotik kullanmamalıyız. Hekimimize antibiyotik reçete etmesi konusunda ısrarcı olmamalıyız.

Gebelik, emzirme durumu, kronik hastalıklarımız varsa, kullandığımız başka ilaçlar varsa bunları hekimimize bildirmeliyiz. Hekimimiz buna göre bizim için en uygun antibiyotiği seçecektir.

Antibiyotikleri ne zaman ve nasıl kullanılacağı hakkında daima hekim ve eczacı tavsiyelerine uymalıyız.

İlacın doğru zamanda alınması çok önemlidir. Bunun için hatırlatıcı düzenlemeler yapılmalıyız.

İlaçları saklama koşullarına uygun şekilde muhafaza etmeliyiz.

Kendimizi iyi hissetsek bile tedaviyi yarıda kesmemeliyiz. Bakterilerin tamamen yok edilebilmesi ancak bu şekilde mümkündür. Aksi halde antibiyotik direnci gelişebilir.

Nezle ve gripte hastalığın ilerlememesi, enfeksiyon etkeninin topluma yayılmaması için dinlenmeli,kendimizi izole etmeli, kişisel ve toplumsal hijyene dikkat etmeli, C vitamininden zengin beslenmeli ve bol su tüketmeliyiz. Kesinlikle antibiyotik kullanmamalıyız.

Eğer hastalık 10 günden fazla sürüyorsa, ateşimiz düşmüyorsa, komplikasyonlar geliştiyse tekrar doktor kontrolünden geçmeliyiz. Hekimimiz tedaviyi tekrar düzenleyecektir.

Komşumuza iyi gelen ilacın bize zarar verebileceğini unutulmamalıyız. Başkasının antibiyotiğini kullanılmamalıyız.

Daha önceki bir hastalıkta kullanılan antibiyotiği, tekrar benzer bir hastalığa yakalansak bile hekim bilgisi olmadan asla kullanmamalıyız. Arta kalan ilacı saklamamalı ve kullanmamalıyız.

18 Kasım Avrupa Antibiyotik Farkındalık Günü kapsamında hazırlanan bu çalışmaya emeği geçen tüm Eczacılarımıza teşekkür ederiz.

Paylaş