Oksijen Cihazından Hastanemizde Gerçekleştirilen Organ Nakli İle Kurtuldu.
04 Aralık 2025

1


Ankara’da yaşayan üç çocuk annesi Hülya Kanbur, 7 yaşında 'Bronşektazi' (kronik ve enfektif bir akciğer hastalığı) tanısı aldı. 2020 yılında koronavirüs geçirdikten sonra ise oksijen cihazı ile yaşamını sürdürmeye başladı. Beş yıldır oksijen desteği ile yaşamını sürdüren Hülya Kanbur, iki ay önce nakil listesine alındı. Kanbur, 1 Ekim'de travma sonucu yaralanarak hastanede beyin ölümü gerçekleşen hastanın bağışlanan akciğeri ile hayata tutundu. Türk Hava Kuvvetleri'ne ait uçakla Ankara’ya getirilen akciğer, Ankara Bilkent Şehir Hastanemizde yaklaşık 12 saat süren operasyonla Hülya Kanbur’a nakledildi. Hülya Kanbur, nakil sonrası beş yıldır aldığı oksijen makinesi desteğinden kurtuldu.

'BAĞIŞÇININ AİLESİNE MİNNETTARIM'

Hülya Kanbur, nakilden sonra çok mutlu olduğunu ve kendini çok iyi hissettiğini anlatarak, "Yeniden doğmuş gibi oldum; anlatamam. Bu hastalığı 7 yaşından beri çekiyordum, organ nakliyle kurtuldum resmen. En son Covid oldum. Covid’den sonra oksijen makinesi çıktı ve hayatım tamamen durdu. Dışarı çıkamıyordum, hiçbir şey yapamıyordum; hep oksijen makinesi. Yaşım ilerledikçe hastalık ağırlaşıyordu. Dışarıya çıkmak, bir şey yapmak mümkün olmuyordu. Çok zorlanıyordum. Şimdi hayata yeniden doğmuş gibiyim. Bütün doktorlardan Allah razı olsun. Bağışçının ailesine de başsağlığı diliyorum, çok teşekkür ediyorum. Hayatım tamamen durmuştu ama şimdi bambaşka bir şey yaşıyorum. Organ bağışı ile bir insan kurtulmuş oluyor, hayata yeniden dönmüş oluyor. Bağışçının ailesine minnettarım. Şimdiden sonra yapamadıklarımı yapmak, yaşamak istiyorum. Daha önce hiçbir yere gidemedim, gezemedim, yaşayamadım. Allah nasip ederse bundan sonra hayatımı yaşamak istiyorum. Üç çocuğum var ve onları da çok özledim" dedi.

'HASTAMIZ OKSİJEN BAĞIMLI SÜREÇTEN TAMAMEN AYRILDI'

Ankara Bilkent Şehir Hastanemizin Akciğer Nakli Merkezi Sorumlu Uzman Yardımcısı Doç. Dr. Mehmet Furkan Şahin ise acil nakil listesine alınan Hülya Kanbur’a bir organın çıkması için beklediklerini belirterek, "Hülya Hanım ancak yeni bir organla yaşam şansını ve hayat kalitesini artırabileceği bir noktaya gelmişti. Ülke çapında duyarlılık beklediğimiz bir nokta bu. Akciğer ve kalp nakli, solid organ nakilleri arasında donöre bağımlı olan nakillerdir ve sadece beyin ölümü gerçekleşmiş bağışçılardan sağlanabilir. Bağışçı sayısı azlığı bekleme süresini uzatan en önemli faktörlerden biridir. Hastamıza uygun donör 1 Ekim tarihinde bulundu. Hem uzun süredir beklemesi hem boyut hem de kan grubu uyumu nedeniyle hızlı bir organizasyon sağlandı. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin de içinde olduğu süreçle organı aldık. Hülya Hanım oksijen bağımlı bir hastaydı. Oksijen bağımlılığı, kişinin oksijen hortumunun uzandığı alan kadar özgürlüğe sahip olması ve birilerinin desteğine ihtiyaç duyması demektir. Hastamız oksijen bağımlı süreçten tamamen ayrıldı. Oksijen bağımlı başlayan süreç tamamen sona erdi ve hastamız kimseye bağımlı kalmadan kendi işlerini yapabilecek hale geldi" diye konuştu.

'BAĞIŞ ARTTIKÇA DAHA FAZLA HASTAYA UMUT OLMAK MÜMKÜN'

Ankara Bilkent Şehir Hastanemizin Akciğer Nakli Kliniği’nde görev yapan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Sinan Türkkan ise Hülya Kanbur’un taburculuk aşamasına geldiğini söyleyerek, "Akciğer naklinde hız kısıtlayıcı basamak donör sayısıdır. Bağış arttıkça nakil sayıları artacaktır. Beyin ölümü gerçekleşmiş hastaların organlarının bağışlanması konusunda yoğun bakım uzmanları aileleri bilgilendirir. Her birey organ bağışı yaparak toprak olacak organlarıyla yeni bir cana nefes olabilir. Bağış arttıkça daha fazla hastaya umut olmak mümkün olacaktır" ifadelerini kullandı.


  • 2
  • 1