Sağlıklı Bir Beden ve Güçlü Bir Hafıza İçin Kaliteli Uyku Şart: Uyku Hijyeni ve Mavi Işığa Dikkat
06 Ekim 2026

1


TRT Haber kanalında yayınlanan "Satır Başı" programında gün içerisinde öğrenilen bilgilerin pekişmesi, bilişsel işlevlerin korunması ve sistemik hastalıkların önlenmesi açısından kaliteli uykunun hayati önem taşıdığına dair değerlendirmelerde bulunan Ankara Bilkent Şehir Hastanemizin Nöroloji Kliniğinden Doç. Dr. Büşra Arıca Polat; ideal uyku sürelerinden uyku hijyenine, mavi ışık maruziyetinden uyku bozukluklarının yol açtığı ciddi sağlık risklerine kadar pek çok konuda önemli açıklamalarda bulundu.

Sağlıklı bir yetişkinin kaliteli bir uyku sağlayabilmesi için en az 6 saat uyumasının uygun olduğunu belirtilen Doç. Dr. Büşra Arıca Polat, bu sürenin ideal olarak 7 ila 9 saate kadar uzayabileceğini ancak 6 saatin altındaki uykuyu önermediklerini ifade etti. Uyku süresi kadar uykunun geçirildiği saat dilimlerinin de kritik olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Büşra Arıca Polat, "Gece karanlıkta uyumamız gerekiyor. En azından saat 23.00 ile 03.00 arasında mutlaka uykuda geçirmiş olmamız gerekmekte. Karanlık ortam, melatonin hormonumuzun en iyi şekilde salgılanmasını sağlar. Bu nedenle yattığımız odada parlak, beyaz veya mavi ışık bulunmasını istemiyoruz. Işık kullanımı zorunlu hallerde ise odanın içine doğrudan gelmeyecek şekilde, koridorda veya yerde çok hafif kırmızı ışık tercih edilebilir" dedi.

Yatak odasındaki elektronik cihazların uyku kalitesini ciddi şekilde bozduğunu kaydeden Doç. Dr. Büşra Arıca Polat, cep telefonu, tablet ve televizyon gibi cihazlardan yayılan mavi ışığın uykuya geçişi zorlaştırdığını söyledi. Elektronik cihazların sadece ışığıyla değil, bildirimler ve sürekli haber veya mesaj takip etme kaygısıyla beynin dinlenmesini engellediğini belirten Doç. Dr. Büşra Arıca Polat, "Bu durum beynimizin sürekli çalışmasına ve dinlenememesine neden oluyor. Bu da doğal olarak kaliteli uykumuzu olumsuz etkiliyor. En ideali karanlık ve sessiz bir ortamda uyumak ve televizyon, telefon gibi elektronik aletleri kesinlikle yatak odamızın dışında bulundurmaktır" diye konuştu.

Kişinin 8-10 saat uyusa dahi sabahları yorgun uyanmasının temel nedeninin uykunun kalitesizliği veya bölünmesi olduğunu ifade eden Doç. Dr. Büşra Arıca Polat, uyku apnesi, horlama ve hareket bozukluklarının derin uykuya geçişi engellediğini dile getirdi. Uyku hijyeninin korunması adına önemli tavsiyelerde bulunan Doç. Dr. Büşra Arıca Polat; yatak odasının ne çok sıcak ne çok soğuk olması gerektiğini, kişinin ortopedik yapısına uygun yatak ve yastık seçilmesinin önemini vurguladı. Beslenme alışkanlıklarının da uyku üzerindeki etkisine değinen Doç. Dr. Büşra Arıca Polat, yatmadan en az 1-2 saat önce yemek yemenin kesilmesi gerektiğini, özellikle saat 16.00'dan sonra çay, kahve ve gazlı içecekler gibi kafein içeren gıdaların tüketiminden kaçınılması gerektiğini aktardı. Uyku pozisyonu konusunda ise kalbi yormayacak şekilde sağ tarafa yatmanın ve aşırı kalın veya ince yastıklardan kaçınmanın boyun sağlığı ile uykuya geçişi rahatlatacağını belirtti.

Uykunun bölünmesinin ve derin uyku evresi olan REM uykusuna geçilememesinin vücutta ciddi sağlık sorunlarına zemin hazırladığını vurgulayan Doç. Dr. Büşra Arıca Polat, "Uyku sırasında öğrendiğimiz bilgilerin uzun belleğe aktarıldığını biliyoruz. Bir gecelik uykusuzluk durumunda bile Alzheimer hastalığında oluşan patolojilerin beynimizde meydana geldiğini biliyoruz. Kaliteli uyku; sistemik hastalıklardan, kalp rahatsızlıklarından ve demans gibi hastalıklardan korunmak için çok kıymetlidir. Eğer gün içerisinde çok yorgun kalkılıyorsa, horlama, uyku apnesi veya huzursuz bacak sendromu gibi şikayetler varsa vakit kaybetmeden kliniğimize başvurularak gerekli tedavinin planlanması gerekir" ifadelerini kullandı.